Cittaslow Akdeniz
Türkiye
EĞİRDİR / YALVAÇ / FİNİKE / İBRADI / DEMRE
Eğirdir
Isparta’nın Eğirdir ilçesi, Türkiye’deki 18 Cittaslow kentinden biridir. Gün içinde değişen renk çeşitliliği, huzur veren eşsiz göl manzarası ve harika günbatımı, Eğirdir’i görülmesi gereken özel bir destinasyon yapar.
Eğirdir Gölü, 517 kilometrekare yüzölçümüyle Türkiye’nin dördüncü en büyük gölüdür. Göl, elma ve şeftali bahçeleriyle çevrilidir ve her mevsim başka bir renge bürünen temiz plajlarıyla tanınır.
Eğirdir, Göller Bölgesi’nin merkezi sayılabilir. Ziyaretçiler burada kuş ve endemik bitki gözlemleme, foto safari, trekking, keşif yürüyüşleri, dağcılık, cip safarisi, yamaç paraşütü, su sporları ve kamp gibi birçok açık hava etkinliği arasından seçim yapabilirler.
Yalvaç
Yalvaç, Akdeniz Bölgesi’nin batısında ve Göller Bölgesi’nin kuzeyinde yer alır. Isparta sınırlarında, yüksek rakımlı, 50,000 nüfuslu, sakin, büyüleyici ve tarihi bir ilçedir.
Yalvaç, Roma Pisidia Bölgesi’nin başkenti ve antik dönemin en önemli merkezlerinden biri olan antik şehir Antiocheia’nın yaklaşık bir km güneybatısında kurulmuş, tarihi bir ilçedir.
Efsaneye göre Yalvaç, Helenistik dönem hanedanlarından biri tarafından kurulmuştur fakat Pisidia bölgesinin tamamının tarihi, yontma taş devrine kadar uzanmaktadır. Sonraları Roma yönetimine geçen bölge, İmparator Augustus’un hükümdarlığında önemli bir sömürge olmuş, “ColoniaCaesarea” “Hükümdarın Sömürgesi” ismini almıştır. “İlahi Augustus’un İşleri”nin günümüze ulaşan üç kopyasından biri Antiocheia’da bulunmuştur.
Anadolu ve Avupa’da birçok Hristiyan topluluğu kuran Havari Pavlus ve Barnabas, Antiocheia’yı ziyaret etmiş ve Pavlus, ilk meşhur vaazını şehrin sinagogunda vermiştir. Günümüzde Bizans Kilisesi’nin harabelerinin, sinagogun bir zamanlar yükseldiği yeri gösterdiği düşünülür.
Yalvaç’taki en meşhur yerlerden biri tarihi Çınaraltı’dır. İlçenin merkezinde yer alan tarihi ağaç, 13. yüzyılda dikilmiştir ve 1992 yılı itibariyle doğal anıt olarak kayıt altına alınmıştır.
Finike
Küçük bir yerleşim yeri olmasına rağmen Finike, tarihinden doğası ve yemek kültürüne kadar sahip olduklarıyla, Akdeniz’in gözde turizm merkezleri arasında yer alıyor. Tarihte Phoenicus (Phoinikos) olarak bilinen ilçenin M.Ö. 500 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulduğuna inanılıyor. Finike, yıllarca Likya'nın başkenti olan Limyra'nın tarım ürünleri ihraç ettiği bir limandı. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan bölgede birçok tarihi bina ve eski şehir bulunabilir. Örneğin, Limyra Antik Kenti ve Arykanda Antik Kenti, Finike’nin tarihini detaylarıyla keşfedebileceğiniz bölgeler arasında yer alıyor.
Finike bir doğaseverin isteyebileceği her şeye sahiptir: doğa yürüyüşü başta olmak üzere çeşitli aktiviteler sunan Gökbük Kanyonu ve sarkıtları, travertenleri ve farklı büyüklükteki havuzları ile dikkat çeken Suluin Mağarası; ve ünlü Akdeniz foklarına ev sahipliği yapan Andrea Doria Koyu. Finike'nin en ünlü doğal güzelliklerinden biri olan Gökliman Koyu, piknik ve kamp gibi çeşitli aktiviteler için seçenekler sunuyor.
Finike'nin mutfak kültürü, misafirlerine olağanüstü gurme deneyimleri sunuyor. Bu küçük şehirde yerel tariflerle yapılan taze Akdeniz balıklarını yiyebileceğiniz ve güzel manzaraların keyfini çıkarabileceğiniz restoranlar bulunuyor. Finike'yi ziyaret ederken mutlaka denenmesi gereken lezzetlerden biri de aroması ve lezzeti ile dünya çapında bir üne sahip olan Finike Portakalı...
Antalya’nın tarihi ilçesi Finike’nin doğal güzelliği, kendine özgü mutfağı ve sakin yaşam temposuyla Cittaslow ağına katılmasıyla birlikte, Türkiye'nin şu anda Cittaslow ağına kayıtlı 28 şehri ve ilçesi var.
İbradı
Antalya’nın Toroslar üzerindeki en yüksek ve en köklü duraklarından biri olan İbradı, adını aldığı "gür su" kaynakları gibi bereketli bir kültür ve doğa hazinesidir. 1.100 metre yükseklikte, kirlenmemiş havası ve zengin su kaynaklarıyla serinleyen İbradı, misafirlerine hem zihinsel hem de ruhsal bir dinginlik sunar. Cittaslow ruhunu, mimari bir şaheser olan ve harçsız örülen Düğmeli Evler’iyle yaşatan İbradı’da, zaman adeta Toroslar’ın heybetli zirvelerinde asılı kalır. Dünyanın üçüncü büyük yeraltı gölü olan Altınbeşik Mağarası’nın masalsı atmosferinden, Eynif Ovası’nda rüzgarla yarışan yılkı atlarının özgürlüğüne kadar her detay, keşfedilmeyi bekleyen birer cevherdir. Kardelen ve Şakayık gibi endemik çiçeklerin süslediği yaylalar, sadece doğa tutkunlarını değil, aynı zamanda Toroslar’ın bitki çeşitliliğinden beslenen eşsiz İbradı balı ve üzümünün peşindeki lezzet arayıcılarını da ağırlar. İlmin başkenti olma mirasını tarihi Osmanlı mezar taşlarından modern okullarına kadar gururla taşıyan bu sessiz ve bilge kent; düğmeli sokakları, Melas Irmağı’nın sesi ve asırlık kestane ağaçlarının gölgesiyle sizi "yavaş yaşamın" en asil haline davet ediyor.
Demre
Akdeniz’in masmavi sularına sırtını yaslayan Demre, tarihin tozlu sayfalarından süzülüp gelen bir efsane gibi, ziyaretçilerini Likya uygarlığının kalbine davet ediyor. Antik Myra’nın göğe yükselen kaya mezarları ve devasa tiyatrosuyla geçmişin ihtişamını fısıldayan bu kadim kent; aynı zamanda evrensel sevginin sembolü Aziz Nikolaos’un iyilik dolu mirasını yaşatan bir hoşgörü merkezidir. Cittaslow felsefesini doğasındaki her bir ayrıntıyla mühürleyen Demre, vaktin kıymetini bilenlerin durağıdır. Kekova’nın durgun suları altında saklanan Batık Şehir, geçmişi bugüne taşıyan bir su altı müzesi gibi parıldarken; lagünleri, kuş cenneti ve kıyılarda iz bırakan Caretta Caretta’ları ile doğa burada en saf haliyle nefes alır. Bu topraklarda yaşam, toprağın bereketiyle harmanlanır. Türkiye’nin tarım kalbinde yetişen en taze ürünler, Akdeniz’in kadim mutfak kültürüyle buluşarak sürdürülebilir bir yaşamın kapılarını aralar. Sıcakkanlı insanları, yerel üretimin doğallığı ve modern hayatın gürültüsünden uzak, "yavaş ve iyi yaşam" anlayışıyla Demre; sadece bir rota değil, bir içsel keşif yolculuğudur.







